Apiterapi

Özellikle son yıllarda popülerlik kazanan apiterapi ana tedavinin yanında tamamlayıcı bir tedavi uygulaması olarak kabul edilmektedir. İnsanlar binlerce yıldan beri sağlıklarını korumak, daha da sağlıklı olmak, çeşitli rahatsızlıkları iyileştirmek için bal ve bununla ilgili maddeleri, propolis ya da arı poleni gibi ürünleri tercih edip kullanmışlardır.

Arı zehriyle tedavi, yapılan bilimsel araştırmalar sayesinde tıp camiasında da kabul görmeye başlamıştır. Bununla birlikte son yıllarda bu maddenin bilimsel tarafının ilgi görmesi ile bu ürünler daha yapılandırılmış hale gelmiştir. Bu duruma yakından baktığımızda bu tarz kovan ürünlerinin etkin oluşuna ilişkin bilimsel araştırmaların%70 ile %80 oranının 2000’li yıllardan sonra yapıldığını görebiliriz. Sonuç olarak, arı zehrinin son yıllarda bu kadar popülerlik kazanmasının nedeninin yapılan bu bilimsel araştırmaların katkısı olduğu sonucuna varabiliriz.

Apiterapi

Tedavide Kaliteli Arı Ürünleri Kullanımı 

Günümüz çerçevesinde değerlendirildiğinde, apiterapi uygulamalarında bir takım gereksinim ve uygulamalara uyulması gerekmektedir. İlk olarak, arılar bu arı ürünlerini doğada bulunan bitkileri tozlaştırarak üretirler. Çevrede bitkilerde bulunan aktif bileşenler bu arı ürünlerine de yansır. Bu sebeple, belirli bir etki ya da belirli bir kür söz konusu olduğunda bu bitkilerin ayrı ayrı sınıflandırılması ve gruplandırılmasıyla ilgili bir değerlendirme yapılmalıdır.

Arı ürünlerinin yüksek kalitede olduğunu garanti etmek büyük önem taşır, yani bunlar pestisit ya da antibiyotik içermez denilebilmelidir. Bir diğer önemli husus ise bu maddelerin çevreyi doğayı kesinlikle kirletmemesidir. Günümüzde çevre kirliliği önemli ve büyük bir sorundur ve bunların birçoğunun tehlikeli olduğunu biliyoruz. Araçlardan çıkan egzoz dumanları, fabrikaların endüstriyel kirleticileri, böcek öldürücü ilaçlar ve veteriner ilaçları endişe yaratır. Bu sebepten dolayı, bu arı ürünlerinin kontrolünün doğrulanması ve dağıtımları sırasında bir şekilde bu zararlı maddeleri taşımadığının ortaya çıkarılması kritik derecede önemlidir.

Tedavide Kaliteli Arı Ürünleri Kullanımı 

Apiterapi Hangi Durumlarda Kullanılmalıdır?

Bal, arı sütü, polen, propolis, apilarnil ve diğer doğal arı ürünleri güçlü bir antioksidan özelliğine ve değere sahiptir. Bu maddeler, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmede düzenleyici ve güçlendirici olarak kullanılmalıdır. Bal tüm bunların yanı sıra ayrıca yaraları ve yanıkları iyileştirmek için kullanılır.

Apiterapi ise bazı nörolojik hastalıklarda (MS, ALS, Parkinson gibi hastalıklarda) ve romatizmal rahatsızlıkların (RA, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklarda) tedavisinde, özellikle kas iskelet sistemini etkileyen kas eklem problemlerinde kullanılmaktadır. Miyalji rahatsızlığı, fibromiyalji rahatsızlığı, artralji ve nevralji rahatsızlığı gibi ağrılı durumlarda da bu tedavi yöntemine başvurulmaktadır.

Arıdan elde edilen etkin maddeler aşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır:

  • Bu ürün grubuna alerjisi olanlar kullanmamalıdır. Özellikle arı zehrine alerjisi olan kişiler için dikkat edilmelidir, tehlikelidir.
  • Arılara ya da arı ürünlerine alerjiniz veya aşırı duyarlılığınız varsa bu ürünler kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • Apiterapi, bağışıklık sistemi henüz gelişmediğinden dolayı bir yaşından küçük çocuklara özellikle önerilmemektedir.
  • Akut organ yetmezliği durumu bulunuyorsa, şiddetli enfeksiyon ya da karaciğer fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarında arı zehri kullanılmamalıdır.
  • Beta bloker ilaç kullanan kişiler arı zehri kullanmaktan uzak durmalıdır.
  • Hamilelik döneminde veya emzirme döneminde arı zehri uygulanması kesinlikle tavsiye edilmez.
Apiterapitedavisi

Apiterapi Nasıl Uygulanır?

Arı zehrini cilt altına uygulamak için canlı olarak arı sokmaları, arı zehri özü içeriği olan enjeksiyonlar veya arı zehri içeriği olan merhemler kullanılır. Uygulamayı yapmadan önce kullanıcının arı zehrine alerjisi olup olmadığı muhakkak belirlenmelidir. Alerjik durumun ilerleyen yaşlarda daha sonra da gelişebileceği unutulmamalıdır ve acil durumlar için hastaya müdahale edebilmek için uygulama yapılacak alanda yetkili profesyoneller ve yaşam destek ünitesi bulunmalıdır.

Uygulamanın sıklığı hastaya göre değişkenlik göstermektedir. Başlangıçta kronik nörodejeneratif hastalıklar ve romatolojik hastalıklar için haftada 2 ila 3 seans kullanımı yeterli olacaktır. Gerekirse canlı arı sokması sayısı veya arı zehri miktarı kademeli olarak yavaş yavaş artırılabilir. Ağızdan tüketilen arı ürünlerinin (bal, propolis, arı sütü, polen, apilarnil gibi ürünler) kimyasal analizleri mutlaka yapılmalıdır. Bu ürünlerin Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ve Türk Standartları Enstitüsü kılavuzuna uygun olması gerekir. Tüm bu ürünler kalite denetimine tabi tutulmalıdır.

Apiterapi hangi tedaviye destek amacı ile kullanılır?

  • Arı ürünleri özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.
  • Bal içeren ürünler genellikle yara ve yanıkların tedavisine yardımcı tedavi olarak kullanılır.
  • Arı zehri, kas eklem bozukluklarının sebep olduğu nevralji rahatsızlığı, fibromiyalji rahatsızlığı, romatoid artrit rahatsızlığı, ankilozan spondilit rahatsızlığı, MS, ALS, parkinson hastalığı ve lyme hastalığının tedavisine olumlu katkı sağlamak, yardımcı olmak için arı zehri kullanır.

Apiterapide Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?

Ürünlerin dozu konusunda dikkatli olunmalıdır. Daha yüksek dozlar kullanmak daha iyi sonuç alınacağı anlamına gelmemektedir. Her zaman yüksek doz kullanmak daha yararlı olmayabilir. Uygulanacak olan doz, apiterapi tedavisini uygulayacak uzman ile konuşulup tartışılmalıdır.

Doğal bal tıbbi bir madde olmasına rağmen şeker hastalarının muhakkak doktor kontrolünde tüketmesi gerekir. Şeker hastaları kullandıkları balın hem türü ve hem de dozu konusunda çok dikkatli olmalıdır. Balın oluşan yaraları ve yanıkları iyileştirme amacı ile kullanılabilmesi için bazı parametrelerin karşılanması gerekir. Balın kullanılacağı uygulamalarda kullanılacak olan balın temizlik ve asitlik değeri çok önemlidir. Düşük PH’lı balın gözlere sürülmemesi gerekir.

Arı ürünleri bazı kişilerin kullanımında aşırı duyarlılığa neden olabilir. Arı ürünlerine alerjisi olanlar bu arı ürünlerini kullanmaktan kaçınmalıdır. Apiterapi yöntemine karşı alerjisi olanlarda hayatı tehdit eden anafilaksi gelişebilir. Arı zehrine alerji ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilir. Daha önce arı sokmuş ancak alerjisi olmayan kişide daha sonradan alerji gelişebilir.

Ayrıca bir arı cinsinin zehrine alerjisi olmayan bir kişinin başka bir arı türünün zehrine alerjik tepki verebilir. Örnek olarak bir kişinin yaban arısına karşı alerjisi olmaması, onun bal arısına alerjisi olmayacağını garanti etmez.

Canlı arı sokmasından sonra sokulan bölgede hafif kızarıklık olabilir, kaşıntı olabilir, şişme ve hafif rahatsızlık beklenir ve gayet normal olan bu durum bir gün içinde geçer. Bunun dışında alerjiler için yanıtlar değerlendirilmelidir. Eğer ki hasta kendini iyi hissetmiyorsa, baygınlık yaşıyorsa ya da nefes almakta zorlanıyorsa, bu durum ciddi bir hassasiyet belirtisidir. Bu durumlar olursa, genellikle uygulamadan 15- 20 dakika sonra ortaya çıkar ve derhal yetkili sağlık birimi aranmalıdır. Bunun gibi aşırı duyarlılık durumlarında adrenalin, antihistaminik ve steroid tedavisi gerekebilir.

Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Arı zehri (apiterapi) uygulaması yapıldıktan sonra hasta uygulama merkezinden ayrılmadan önce en az 30 dakika beklemelidir. Kendinizi bu süre boyunca iyi hissetmiyorsanız eğer yetkili sağlık personelinden acil tıbbi yardım almalısınız.

Tedaviden sonra (aynı gün) yorucu egzersizlerden ve ağır yemeklerden kaçınılmalısınız. Bunun yerine dinlenme tavsiye edilir. Hastanın temelde altında yatan sebep hastalığına göre farklılık gösterse de tedavi için yapılan uygulamadan sonra sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Sigara tedavi süresince vücudun daha geç iyileşmesine sebep olduğundan dolayı uzmanlar tarafından kesinlikle önerilememektedir.

Yalnızca bu tedavide değil sağlığınızla ilgili olan tüm tedavilerde sigaradan uzak durmalısınız. Hipertansiyon rahatsızlıklarını, kalp sorunlarını ya da şeker hastalığını yönetmek ve dengeli beslenmek bu tedavi sürecinde hayati önem taşır. Kısacası apiterapi yönteminde hastalık öykünüz ve beslenme alışkanlığınız etkili olmaktadır.