meme kanseri tedavisi

Meme kanseri, memenin temel dokusunu oluşturan hücre gruplarından birinin değişmesi ya da kontrolsüz büyümesi sonucu gelişen bir tümör sebebiyle oluşan bir hastalıktır. Kötü huylu olan doku önce memenin yakın çevresine hemen ardından meme çevresindeki lenf bezlerine yayılır. Zamanında erken keşfedilip meme kanseri tedavisi olmayan kişilerde, kanser hücresi diğer organlara da yayılır. Bu hastalık tedavi edilemezse ileri boyutlara doğru ilerler.

meme kanseri tedavisi

Memede oluşan kanser prevalansı son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Yapılan araştırmaya göre meme kanserinin dünya genelinde 100.000 kişide 40 ila 50 oranında görüldüğü tahmin edilmektedir. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalara göre, hayat boyunca memede kansere yakalanma riski, her 8 kadından 1 kişi olarak ifade edilmiştir. Meme bölgesindeki kanser riski ilerleyen yaşla artsa da bunu önlemek için çeşitli önlemler alınabilir. Bunlardan bazıları;

  • Sigara içmek ve alkol tüketmek gibi maddelerden uzak durulmalıdır.
  • Düzenli egzersiz yapılmalı ve beslenmeye dikkat edilmelidir.
  • Vücut için sağlıklı bir kiloda sabit kalınmalıdır.
  • Yeni anne adayları için ilk 6 ay bebeğini emzirmek önemlidir.
  • Anne olmak için asla geç olunmadığı bilinmelidir.
  • Hormon içerikli ilaçların kullanımına dikkat edilmelidir.
meme kanseri tedavisi

Meme Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

Günümüzde çok yaygın olan bu kanser türünün risk faktörlerinden bahsedelim. Meme kanseri tedavisi sürecinden bahsederken risk faktörlerini bilmeniz önemlidir. Bu kanser türünün risk faktörleri aşağıdaki gibidir:

  • Meme kanserinde kadın olmak en büyük risk faktörüdür.
  • 50 ila 70 yaş aralığında ve menopoz sonrası dönem aralığında yer almak riski artırmaktadır.
  • Genetik yatkınlığın bulunması, ailede anne ya da baba tarafında kanser öyküsünün olması. Kanserli akraba sayısı ne kadar fazla olursa kansere yakalanma riski o kadar fazla olur.
  • Daha öncesinde meme kanser öyküsünün olması.
  • Regl olma yaşının normale göre daha erken ve menopoz döneminin de daha geç olması.
  • Hiç çocuk doğurmamış olmak bu hastalık riskini artırıyor.
  • İlk çocuğunu 30 yaşından sonra dünyaya getirmek.
  • Doğum yapmış ancak çocuğunu emzirmemiş olmak.
  • Uzun dönem boyunca hormon ilaçları kullanmak.
  • Modern şehirlerde stresli ve yorucu bir yaşam sürmek.
  • Sigara ve benzeri gibi tütün ürünlerini yoğun biçimde kullanmak.
  • Kilolu olmak, özellikle de menopoz sonrasında daha fazla kilo almak ve doymuş yağ yönünden zengin olan gıdaları günlük yaşamda çok tüketmek.
  • Fazla egzersiz yapmamak.
meme kanseri tedavisi

Meme Kanseri Türleri Nelerdir?

Meme kanseri çeşitleri farklı tiplere ayrılmaktadır. Bununla birlikte,genel anlamda iki kategoriye ayrılırlar, bunlardan ilki invaziv olmayan (yayılma durumu olmayan) ve invaziv olandır (muhtemelen yayılan). Meme kanseri tedavisi sürecinden bahsederken bu hastalığın türlerini bilmekte fayda vardır.

Noinvaziv Kanserler

Yayılmayan kanserler kendi aralarında ayrıca duktal karsinoma in situ ve lobüler karsinoma in situ olarak sınıflandırılır. Tarama mamografisinin özellikle olarak 1980 yılından sonra popülaritesi ile tüm meme biyopsilerinde non-invaziv (in situ) kanserlerin görülme sıklığı da yüzde 1,4’ten yüzde 10’a, tüm meme kanserleri içindeki oranı da yüzde 5’ten yüzde 15’e çıktığı göze çarpar.

  • Klasik Lobüler Karsinoma İn Situ: Her iki memede de meme kanseri riskini 8 ila 10 kat artıran önemli bir keşiftir. Sürekli takip edip izlemeye ek olarak, bu hastalığa sahip kişilere koruyucu ilaçlar veya kanser hücrelerine karşı koruma için her iki meme dokusunun da alınması (basit mastektomi) gibi cerrahi operasyon işlemleri önerilebilir. Plastik cerrahi operasyonları sayesinde protez yapılabilir ve karşılaştırılabilir cerrahi rekonstrüktif tekniklerin birleştirilmesiyle kozmetik açıdan daha hoş sonuçlar elde edilebilir. Meme kadınlar için vücutlarında yer alan en nemli dişisel organlardan birisidir.
  • Duktal Kanser İn Situ (IDC, İntraduktal Kanser): Meme kanseri tedavisi sürecinde yapılan muayenede her zaman ortaya çıkmaz. Semptomya da belirtiler, mamografide görülen düzensiz küçük boyutlu kalsifikasyon keşfi veya (pleomorfik mikrokalsifikasyon) nedeni ile kanlı şeffaf tek kanallı memenin başından gelen akıntıdır. İSDK’nın normal hücrelerden yayılma (invaziv) yeteneği olan kanser hücrelerine geçiş olduğu düşünülmektedir. Kütle oluşturamadığı için tel ya da radyoaktif maddelerle etiketlenerek elimine edilir.

İnvaziv Kanserler

Meme kanserinin en yaygın türüdür.  Doğum sonrası sütü meme ucundan dışarı taşıyan, meme kanallarını kaplayan hücrelerden kaynaklanan duktal karsinomdur. Duktal karsinom rahatsızlığı da yayılım durumuna göre sınıflandırılır: Yayılmazsa in situ, yayılma potansiyeli varsa invaziv olarak ikiye ayrılır.

Lobüler karsinom, süt üreten bezlerden (lobül) kaynaklanan kanserdir. Lobüler karsinom ayrıca yayılmasına göre iki tipe ayrılır. Yayılmıyorsa veya yerinde yayılma kapasitesine sahipse invaziv biçimindedir.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Memede yer alan kötü huylu bir hücrenin tümörü besleyip büyütmesi ve bir uzmanın muayene ya da radyolojik inceleme sırasında bunu tespit edip tanıması meme kanseri tedavisi sürecinde uzun zaman alır. Kadınlar normalde en az 1 cm boyunda olan ve manuel olarak kontrol yöntemi sayesinde tam boyutuna ulaşan bir kitleyi hemen fark edebilirler.

Meme kanseri tespitlerinin çoğu artık hasta tarafından kendince keşfedilmektedir. Kanserli kitleler oldukça serttir, sınırları düzgün olmayan ve pütürlü pürüzlü bir görünüme sahip olup meme dokusunun içinde kolayca hareket ettirilemezler. Meme dokusunda sabit kalırlar.

Meme kanseri tedavisi sürecini anlatırken meme kanseri belirtileri şunları içerir:

  • Memede fark edilebilecek şekilde olan bir sertlik veya yumru,
  • Son zamanlarda ortaya çıkan iki meme arasında görüntü farklılığı,
  • Meme başının veya meme derisinin içe doğru çökmesi ya da çekilmesi,
  • Memede ortaya çıkan yara, kabuklanma olması, çatlama olması,
  • Göğüs derisinin portakal kabuğu görünümünde olması,
  • Meme ucunun şeklinde veya meme ucu yönündeki değişiklik,
  • Olağandışı olarak memenin şişmesi veya büyümesi,
  • Regl dönemi sırasında memede görülenden farklı ve daha yoğun ağrı, meme ucundan özellikle pembe renkte, kırmızı ya da mor renkte akıntı gelmesi,
  • Koltukaltında ortaya çıkan sertlik, ödem veya kitle görülmesi, belli başlı belirtiler arasında yer alır.

Meme Kanseri Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Bu hastalık sürecinde genetik yatkınlık önemlidir. Bunun için sizin ve ailenizin tıbbi geçmişi incelendikten sonra doktorunuz fiziki olarak muayene yapacaktır. ‘Meme kanseri tedavisi tanı yöntemleri nelerdir?’ bu soruya fiziki muayene yapıldıktan sonra gelişen sürece göre cevap verelim.

Ardından duktoskopi (meme ucundaki kanalın ağzından çok ince fiberoptik sistemler sokularak süt kanallarının incelenmesi), duktografi (galaktografi ismi ile de bilinir, meme ucundan kontrast madde ile görüntüleme), görüntüleme ile manyetik rezonans görüntüleme (MR) mamografi veya meme ultrasonu gibi yöntemler isteyip kontrol edebilir.

Meme kanserinde ve aslında tüm kanser türlerinde erken teşhisin önemi ve tarama potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda aşağıdaki yöntemlere öncelik verilmelidir.

Kendini Muayene Etme:

Meme kanserleri hastalarının hemen hemen %70’i, kendi memelerini incelediklerinde ya da analiz ettiklerinde bir kitle görmüşlerdir. Bu sebeple meme kanseri tedavisi sürecinin daha kolay geçmesi için; 20 yaşından sonra kadınların ideal olanı ayda bir kez olmakla birlikte ayna karşısında kendi memelerini kontrol edip muayene etmeleri çok önemlidir. Memelerini ve koltuk altlarını elleri ile hissetmeleri gerekir. Herhangi bir farklılık tespit ederlerse, mümkün olan en kısa sürede bir uzmana danışılmalıdır.

Uzman Kontrolü:

Göğüsleri ile ilgili bir sıkıntı ve endişesi olmasa bile her kadın 20 ila 40 yaş arası üç yılda bir, sonrasında ise yılda bir kez kliniğe gidip meme muayenesi yaptırmalıdır. Gelişen teknoloji ile birlikte meme görüntüleme teknolojileri, meme kanserini mümkün olduğu kadar en erken aşamada tanımaya çalışır. Teknik gelişmelere paralel olarak, özellikle de tarama mamografisinin yaygınlaşmasına paralel olarak, palpe edilememesine rağmen görüntüleme teknolojileriyle saptanabilen meme kanseri vakalarında büyük bir artış olmuştur.

Görüldüğü gibi meme kanseri tedavisi sürecinin olumlu sonuçlanması için erken teşhis çok önemlidir. Bu sebeple her kadının meme kontrolünü kendisinin yapması gerekir.  Bu yazımızda belirttiğimiz gibi herhangi bir anormal durumun tespitinde uzman doktora başvurulmalıdır.