En sevdiğimiz lezzetlerin çoğuna doku ve tat olarak katkısı büyüktür. Ancak uzman görüşlere göre iyi olan şeylerin de fazla tüketimi kötüdür. Bu tuz için de geçerli. Peki tuz tüketmezsek ne olur ya da tuz tüketmemek zararlı mıdır?

Kuşkusuz yemeklerimizde tuzun son derece önemli bir yeri vardır. Patlamış mısır ve patates kızartması başta olmak üzere yediğimiz yemeklerin tadı, tuzsuz eksik kalır. En sevdiğimiz lezzetlerin çoğuna doku ve tat olarak katkısı büyüktür. Ancak uzman görüşlere göre iyi olan şeylerin de fazla tüketimi kötüdür. Bu tuz için de geçerli. Peki tuz tüketmezsek ne olur ya da tuz tüketmemek zararlı mıdır? Günümüzde bu sorulardan ziyade çok tuz tüketmenin zararlarından bahsedilmektedir.

Aslında uzmanların aşırı tuz tüketmenin potansiyel olarak mide kanseri, kalp hastalığı hatta erken ölüm gibi ciddi sonuçları olabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca fazla tuzun vücudumuzda ödeme sebep olduğu da bilinmektedir. Ancak diğer yandan vücudumuzun düzgün çalışması için bol miktarda tuz gereklidir. Bu da gösteriyor ki tuz tüketmemek de doğru bir yaklaşım değildir. Yine de hem kısa hem de uzun vadeli yan etkilerden korunmak için çok fazla tuz yemekten kaçınmamız gerekir.

Azı karar çoğu zarar sözünden yola çıkarak tuz kullanımımızı dengede tutmalıyız. Hatta Dr. Chulaporn Roongpisuhipong, “Sağlıklı oranda bir tuz tüketiminin ilk adımı, hangi gıdaların yüksek sodyum içerdiğini bilmektir” diyor. Tabi bu bilinçle yüksek sodyum içeren yiyecekleri ne sıklıkla ve ne kadar tüketmeniz gerektiği konusunda doğru kararlar verebiliriz.

Yeterince Tuz Tüketmemek Nelere Sebep Olur?

Yeterince Tuz Tüketmemek Nelere Sebep Olur?

Öncelikle tuzun temel bir besin maddesi olduğunu unutmamak gerekir. Sağlığımız için tuz tüketmemekle aslında onu riske attığımızın farkında olmalıyız. Size 1 ay boyunca hiç tuz tüketmemeyi deneyimlemiş olan ve ‘çiğ beslenme’ üzerine araştırmaları olan yemek blogger’ı Frederic Patenaude’den bahsetmek isteriz.

Kendisi sağlıklı beslenmeye önem verse de yediği her yemeğe tadına bakmadan tuz ekleyen, tuz tüketme isteğine karşı koyamayan genç bir adam. Araştırmalarına devam ettiğinde okuduğu bilimsel makalelerde günlük tuz tüketiminin maksimum 1500 mg olması gerektiğini görüyor. (Yapılan araştırmalara göre, nüfusun %99.4’ünün bu sınırı aştığı tespit edilmiş.)

Uzun yolculuklarından birinde yemeği abartan Frederic; geri döndüğünde vücudunda şişlikler oluştuğunu, şişmanladığını ve tansiyonunun da tehlikeli oranda yükseldiğini görüyor ve günde hemen hemen 4000 mg tuz tükettiğinin farkına varıyor.

Tuzun böbreklere zarar verdiği, böbrek taşı oluşumuna neden olduğunu okuduğunu anımsıyor. Tuz tüketiminin kan basıncını yükselttiği, ilerleyen yaşlarda yüksek tansiyona hatta mide kanserine bile sebep olduğunu hatırladığında ise tuz tüketmemek gerektiğini düşünüyor. Bu alışkanlığına son vermeye karar veriyor. Hatta bir aylık ‘tamamen tuzsuz’ beslenme deneyine başlamaya karar veriyor. Bu sürecin sonunda tuzdan arınmış hayatında öğrendikleri ise şöyle;

Sağlıklı Beslenmek Artık Daha Kolay

Sağlıklı Beslenmek Artık Daha Kolay

“Yiyeceklerin gerçek tadını ilk kez aldım” diyor Frederic. Bu nedenle daha doğru yiyecek tercihleri edindiğini söylüyor. İçinde tuz olan kraker, ekmek gibi hazır yiyecekleri de hayatından çıkardığını ekliyor. Bu kısımda yine Dr. Chulaporn Roongpisuhipong’un sözleri aklımıza geliyor. Hem bir deneyim hem de uzman görüşü paralellik gösteriyor.

Hiç susamıyorum

Hiç susamıyorum

“Bu küçük bir adım gibi dursa da gereksiz bir biçimde hiç susamadım. Ayrıca gece su içmek için de uyanmıyorum” diyor Frederic. Yediği yiyeceklerden ihtiyacı olan suyu karşıladığını, tuz kullanmadığı için vücudunun fazla suya ihtiyaç duymadığını belirtiyor. Açıkçası bu kısımda kendisine pek katılmıyoruz. Çünkü tuz tüketmemek kabul edilebilir dahi olsa yediğimiz besinler ihtiyacımız olan suyun tamamını karşılayamaz.

Kilo verdim

“Bu süreçte, özellikle yüz bölgemde incelme oldu” diyor Frederic. Tuz tükettiğinde, vücudunun suyu emmesi sebebi ile yüzünde ve göz altlarında şişkinlikler oluştuğunu belirtiyor. Yine uzman görüşleri ile uyumlu bir ifadeye yer vermiş. “Fazla tuz vücutta ödemlere sebep olur.”

Uykusuzluk problemim ortadan kalktı

Uykusuzluk problemim ortadan kalktı

“Eskiden uykuya dalmakta problem yaşıyor ve geceleri sık sık uyanıyordum” diyor Frederic. Tuzsuz yaşam ile geceleri mışıl mışıl uyuduğunu belirtiyor. Bunun sebebi tuz tüketmemekten ziyade daha az su tüketimi olabilir ama bunun da sağlıklı olduğu tartışmalı bir konudur.

Şimdi konuya bir de farklı açıdan bakalım. Sonuç olarak fazla tuzun zararı olduğu gibi kararında kullanımında yararları vardır.

Tuzun Yararları

Tuzun Yararları

Her ne kadar herkes zararından bahsediyor olsa da tuzun sağlığımıza pek çok faydası bulunur. Şaşırtıcıdır ki kandaki şeker düzeyinin dengelenmesinde rol oynar. Ayrıca gözlerin ve burnun tuzla yıkanması vücudun elektrolit dengesini sağlar. Hatta düzenli ve kararında tuz tüketimi adrenalin ve tiroit seviyelerini ayarlayarak stres oluşumunu önler. Gelin tuzun diğer yararlarını da inceleyelim;

1. Bağışıklık sistemini güçlendirir

Deniz tuzu antiviral özelliği ile vücutta antibiyotik görevi görür. Nezle, grip gibi virütik hastalıkların tedavisinde de deniz tuzunun önemli etkisi vardır. Vücut direncini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Tuz tüketmemek her şeyden önce bağışıklığımızı olumsuz yönde etkiler.

2. Kemik ağrılarını dindirir

Kemik ağrılarını dindirir

Vücuttaki miktarının dörtte biri kemiklerde depolanan tuz kemiklerin sağlıklı bir yapıya sahip olmasına yardım eder. Yeteri kadar su ve tuz alınmaması kemiklerde sodyum eksikliğine neden olur. Bu sebeple osteoporoz (kemik erimesi) ve kemiklerde zayıflama meydana gelebilir. Tuzun aşırıya kaçmadan uygun miktardaki tüketimi ile olası kemik hastalıklarına karşı korunuruz.

Osteoartrit, dizlerdeki işlev bozukluğundan kaynaklanan bir rahatsızlık olarak bilinir. Bu rahatsızlığın tedavisinin yanı sıra banyo suyunun içerisine bir miktar tuz eklenip dizleri ovalamak, dizde oluşan ağrıların dinmesine yardımcı olacaktır. Çünkü kemik ağrılarının hafiflemesinde tuzda bulunan sodyum klorürün tedavi edici rolü büyüktür. Ayrıca günlük aktivitelerin yoğunluğu ile ayaklarda oluşan ağrılar ılık tuzlu suyuyla yıkanarak giderilebilir.

3. Solunum yolu hastalıklarına iyi gelir

Astım, bronşit, saman nezlesi gibi solunum yolu hastalıklarını tedavi edici niteliktedir. Doğru miktarda tuz tüketmek solunum zorluğunu ve balgam oluşumunu önler. Ayrıca alerjik astım ataklarının hafiflemesinde rol oynar. Tuz, sahip olduğu anti iltihap özelliğiyle burun ve sinüslerde oluşan tıkanmanın aynı zamanda burunda oluşan alerjilerin geçmesine yardımcı olur.

4. Cildi canlandırır

Cildi canlandırır

İçerdiği mineraller sayesinde deniz tuzu cildin gençleşmesini sağlar. Banyo suyunuzun içine bir miktar tuz eklemek yaşlanma belirtilerinden olan kırışıklığı önler ve cildi canlandırır. Ciltteki kan dolaşımını düzenlenmesi de tuzun cilde faydalarından biridir. İçeriğinde bulunan anti iltihap özelliği ve magnezyum sayesinde, vücutta bulunan toksinlerin atılması kolaylaşır.

Terlemeyi önleyici özelliklere sahip olan parfüm, deodorant gibi ürünlerin içerisinde genellikle deniz tuzu kullanılır. Ölü deriden kurtulmayı sağlayarak, cildi temizler. Aynı zamanda deniz tuzunun sedef hastalığına da iyi geldiği bilinir.

5. Diş ve diş eti sağlığını korur

Florit, diş ve diş eti sağlığının korunmasını sağlayan bir mineraldir. Aynı zamanda deniz tuzunun içerisinde bulunur. Ağızda oluşan yaraların, diş ve diş eti hastalıklarını iyileşmesi için ılık suyun içerisine bir miktar tuz konularak gargara yapılması uzman önerileri arasındadır. Tuzun bir diğer faydası da diş etinde oluşan kanamaları önleyerek boğaz ağrılarını dindirmesidir.

6. Saç dökülmesini önler

Saç dökülmesini önler

Saçlarda oluşan dökülmeyi durdurur ve saçların daha sağlıklı uzamasını sağlar. Kan dolaşımının düzenlenmesini sağlayarak saç derisini beslemesi tuzun saça faydaları arasında yer alır.